arşivler burdan ‘sizden gelenler!’ Category

Marka olsun taştan olsun!

marka takıntısının geldiği durum...

Gençlerin en çok sevdiği şeydir; markalı giyinmek. Çöp dökmeye giderken bile vazgeçilmezleri olan en fiyakalı ve göze batan eşyalarını giyerler. Bir de etiket çıkarılmamış gözlüğe ne demeli? Artık kime hava atacaklarsa. Bazıları vardır ki, Converse ayakkabısının amblemi gözüksün diye pantalonunu ayakkabının içine sokarlar. Sen o amblem için o kadar para veriyorsun, başka bir şey diyemem.İç çamaşırının markası da artık pek çok önem taşıyor. Sırf o marka gözüksün diye de pantalonu aşağıya kadar indiren gençler tanıyorum. Yazık!

Ben buradayım demek istercesine tepeden tırnağa marka ile tıka basa dolu olan gençler anca böyle popülarite sahibi oluyor (en azından onlar öyle düşünüyorlar!). Okullarda da üniforma olayı olmasa kim bilir kimlerin canı yanacak. Zaten marka yüzünden bir çok kişi ya hayatına kıyar, ya da hırsızlık yapar. Gereksiz bir takıntının yaptıklarına bakın..

Hadi gençleri geçtim; varlıklı teyzelerimizi ve de amcalarımızı da marka merakı sarmış. Sıcacık havada bile leopar kürkünden vazgeçmeyen ve koca koca gözlük takan, varlık içinde yüzen teyzeleri anlamıyorum açıkcası. O kadar paran varsa hayırlı bir iş yap. Geri kalan paranla köpeğine manikür,pedikür yaptıracağına işe yarayın. Köpeklerinizi çinliler yesin. Peki Afrika’da her gün 30 bin insan öldüğünü biliyor musunuz? O insanlara yardım edin. Marka takıntısı sadece size yarıyor,başka kimseye değil. Egoizm ve kapitalizmin bizi götürdükleri yer de burası –> markalar alemi.

Yeni doğmuş bir bebeğe marka spor ayakkabısı alınıyor.Eee,ondan sonra?Bebek de mi sizin gibi hava atsın. O bebek büyüdüğünde marka takıntısı olan biri olacak.Parasını da ailesinden isteyecek.Hadi verme bakayım ona para.Ondan sonra al başına belayı. Artık hırsızlık mı yapar yoksa birinin canını mı yakar; Allah bilir.Nasıl eğitirsen,öyle büyür.

Didem A.

conserve marka ayakkabılarınızı göreyim :D

coca colasız hayat!

coca colasız ...

Coca Cola da en az sigara kadar sağlığa zararlı. Ama yine de birçoğumuzun yaz aylarının en vazgeçilmez serinleticisi. Peki, neden zararlı olduğunu bildiğimiz halde içmeye devam ederiz ki? Bizim kendi sağlığımıza kastimiz olsa gerek.

Büyük, küçük herkesin sevdiği içeceği haline gelen Cola’nın sırrı nedir diye sorduk mu hiç kendimize? Sorduk elbette ama içindekiler hakkında bir tek bilgiye bile sahip değiliz çünkü içindekiler büyük bir sır gibi saklanılıyor. Ne yok ki içinde. Nikotin, sigara izmariti, sinek ilacı vs.

İçmeyenler sağcılar ve solcular diye ayrılıyor. Birçok solcu, Coca Cola‘yi kapitalizmin bir simgesi olduğu için; bazı sağcılar da Coca Cola‘yi Yahudi markası olduğu için içmiyor. Yani aslında kimse Cola Cola hayranı değil; sözde! Ama gerçek ne peki? Coca Cola hala satış rekorları kırmaya devam ediyor. Kendinizi avutmaya devam edin.

Coca Cola sadece serinlemek için kullanılmıyor. Birçoğumuz tuvaleti ve banyoyu temizlemek için Coca Cola‘yı kullanıyor. Sonuç: tertemiz ve parıl parıl parlayan bir tuvalet ve de bir banyo!

Bir bardak Coca Cola‘nın içine kemik koymayı denediniz mi hiç? 2-3 gün sonra ilginç bir sonuç elde ediliyor. Ne mi? Kemik lastik gibi oluyor.

Ya da bir parça çig et’in üzerine Coca Cola dökün ve bekleyin. Yine ilginç bir sonuç elde edeceksiniz. Bu sefer de etin delindiğini göreceksiniz. Bizim organlarımız da öyle deliniyormuş meğer. Ama biz hala içmeye devam edelim. Bakalım sonumuz nasıl olacak..

Yaz mevsimlerinde diyet yapanlar ve Coca Cola içenler istedikleri gibi zayıflayamıyorlar. Neden mi? Bir Coca Cola şişesinin içinde tam 32 (!) küp seker bulunuyor. O kadar sekeri anca bir ayda tüketmek en doğrusu sanırım.

Didem A.

Coca cola’yı şunun için kullanabilirsiniz. İçine mentos atıp eşşek şakası yapılabilir. :D şaka tabi ki evinizde denemeyin.

Kadın olmanın anlamı!

kadin

Kadin olmak

Kadin olmak demek çok sey demek.Yaziyi okuduktan sonra kendi kararinizi kendiniz vereceksiniz.

Çevrenize bir göz atin.Ne çok kadin var,degil mi?Yoksa kadinlarin farkinda olmayan insanlardan misiniz?Halbuki günümüz kadinlarini
fark etmemek mümkün degil.Nereye gidersek gidelim,karsimiza bir kadin çikiyor.Güzel veya çirkin,zayif veya sisman,evli veya bekar,
önemli degil;hepsi kadin…

Siz hiç kendinizi düsünürken,birden annenizi düsündünüz mü?Annelerimiz olmasa,biz hayatta olmazdik.Bu gerçegi artik anaokuluna giden
küçük çocuklar bile biliyor.

Ama eskiden bu mümkün degildi.Çocuklar nasil dünyaya geldiklerini ögrenmek istediklerinde su tür cevaplar ile
karsilasmislardir : ”Kizim,seni leylekler getirdi” veya ”Oglum,biz seni hastaneden aldik”.Gerçek neden yillarca saklandi?
Neden kadinlari arka plana attik?Bunu hiç düsündük mü?

Ikinci dünya savasinin ardindan Almanya’yi tekrar eski haline getirmeye çalisanlar kimlerdi,biliyor musunuz?Evet,kadinlar;eslerini
savasta kaybetmis olan ama yine de güçlü olan kadinlar.Hayatta kadinlarin disinda fedakar ve bir o kadar da güçlü varliklar
tanimiyorum.Bunun feministlik ile alakasi yok.Sadece bir düsünün.

Hatta düsünmenize yardimci olmak babinda birkaç örnek vermek istiyorum :
Ayse severek evlendigi Ahmet ile çok mutlu.Bir yil sonra bir erkek çocuklari dünyaya gelir.Böylelikle mutluluklari ikiye katlanir.
Yillar geçer ve Ahmet parasizliktan ve issizlikten kendini kumara ve içkiye verir.Eve gelince de severek evlendigi esini bir çok
kez hastanelik edene kadar döver.Hastanede ise ”bunu size kim yapti?” sorusuna ‘’sokakta yürürken saldiriya ugradim ve yüzünü
görmedim” cevabini verir.

Ayse bunu neden yapiyor peki?Neden esinin onu o hale getirdigini söylemez ki?Aslinda cevap çok basit.Fedakar bir kadin olan Ayse,
çocugunu düsünüyor.Onun okulda kötü laf isitmesinden korkuyor.Esinin basina onun yüzünden kötü bir sey gelsin istemiyor.Tüm
olaylara ragmen esine saygi duyuyor ve de onu kaybetmekten korkuyor.Peki ya bu korku neden kaynaklaniyor?Cevap :
AYSE BIR KADIN.
devamını oku »;